2025-2027 DÖNEMİ ORTA VADELİ PROGRAM
2025-2027 DÖNEMİ ORTA VADELİ PROGRAM
- Referans
- Ü(K-I) 257-2025
- Yayım
- Gazete
- Sayı 38, Ek IV Bölüm I
- Kurum
- Bakanlar Kurulu
Metin otomatik okundu.Harf hataları olabilir; bağlayıcı olan resmî PDF'teki metindir.
Ü(K-I)257-2025
2025-2027 DÖNEMİ ORTA VADELİ PROGRAM
(Önerge No:281/2025)
(KKTCBb.)
Bakanlar Kurulu, önergede belirtilenler ışığında, Devlet Planlama Örgütü
tarafından hazırlanan ve ekte sunulan 2025-2027 Orta Vadeli Program Taslağı'nı onaylayarak, Resmi Gazete'de yayımlanmasına karar verdi.
19.2.2025
(179) 180 GİRİŞ
Orta Vadeli Program (OVP), küresel ve ulusal ekonomideki gelişmelerin analiz edildiği ve içerdiği bilgiler ile ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlayacak makroekonomik hedef ve öncelikli ulusal politika önerilerini sunan bir dokümandır. Bu çerçevede, kamu, özel sektör ve toplumun geneli için orta vadeli bir perspektif ve hedef birliği sağlamaya hizmet ederek, ortak hedeflere dönük iş birliğine katkıda bulunacaktır.
OVP 2025—2027, hazırlanmakta olan Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın (2025-2029)
“İstikrarlı ve güçlü büyüyen, rekabetçi ve yüksek katma değerli üretim kapasitesinin artırıldığı,
yaşanabilir mekanlar ve sürdürülebilir bir çevre ile nitelikli ve sağlıklı insan, güçlü toplum yaratmaya odaklanan ve uluslararası iş birliği artırılmış bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” vizyonuyla uyumlu bir şekilde hazırlanmıştır.
Orta Vadeli Program, politik, teknolojik ve sosyoekonomik gelişmelerin oluşturabileceği risk ve tehditler dikkate alınarak önlem alıcı, yaratabileceği fırsatlar tespit edilerek teşvik edici olma özelliği taşımakla birlikte koyduğu hedefler ve ulusal politika önerileri ile Kalkınma Planı'nın orta ve uzun süreli hedeflerinin gerçekleşmesine katkı sağlayarak yol gösterecektir. 181
Z
DÜNYA VE KKTC —EKONOMİSİNDE —GELİŞMELER
1.1Dünya Ekonomisindeki Gelişmeler Tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin yarattığı olumsuz ekonomik koşulların ardından Rusya-Ukrayna savaşının başlaması, İsrail'in Gazze'yi işgali ve komşuları ile yaşamakta olduğu çatışmalar ve uluslararası arz — talep dengesinin bozulmasına ilaveten etkileri halen
devam eden enflasyon krizine rağmen, 2024 yılı göstergeleri küresel ekonominin direnç |
göstererek resesyondan kaçındığı görülmektedir. 2022 yılında tavan yapan enflasyon rakamlarının, dünya ithalatının, özellikle teknoloji sektöründe Asya ülkeleri tarafından karşılanmasıyla hızla düştüğü gözlemlenmektedir.
Üretim açığının düşmeye başlaması ve birçok ülkede enflasyon oranlarının merkez bankası
hedeflerine yaklaşması ile birlikte, birçok ülkenin mali ve para politikası uygulamalarında .
değişikliğe gitmeleri beklenmektedir. Özellikle gelişmiş ekonomilerde, 2024 ve 2025 yılları
için politika faizlerinde düşüşe geçilmesi, mali politikalarda ise sıkılaşma eğilimî öngörülmektedir. Buna karşın gelişmekte olan ekonomilerde ise nispeten gevşek mali duruşun
devam etmesi beklenmektedir.
1.1.1 Küresel Ekonomik Büyüme Dünya son yıllarda, iklim değişikliği, enflasyon, çatışmalar ve gıda güvensizliği de dahil olmak üzere benzeri görülmemiş krizlerle karşı karşıya gelmekte ve bu krizlerden en çok kırılgan ekonomik koşullara sahip olan gelişmekte olan ülkeler etkilenmektedir. Düşüşe geçen büyüme beklentileri ve sıkılaşan mali kaynaklar, ülkelerin bu krizlerle başa çıkmasının ve uzun vadeli kalkınma politikalarına yatırım yapmasının önünde engel oluşturmaktadır.
IMF (Uluslararası Para Fonu) Ekim 2024 Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) raporunda, küresel büyümenin 2024 ve 2025 yıllarında /43.2 olacağı öngörüsü yinelenmiştir. Nüfusun 182
giderek yaşlanması, üretkenliğin zayıflaması gibi olumsuzluklar potansiyel büyümeyi engellemektedir. Bunun yanı sıra artan jeopolitik gerginliklerin ticaret ve yatırım üzerinde baskı yaratarak tedarik zincirlerini tehdit etmekte ve uzun vadede ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.
Gelişmiş ekonomilerde büyümenin önümüzdeki çeyreklerde birbirine yakınlaşması beklenmektedir. Pandemi sonrası dönemde belirgin bir şekilde yavaşladığı görülen büyüme
oranlarının 2029 yılına kadar n1.7 ve 41.8 oranlarında kalması beklenmektedir.
2024 yılı ilk çeyreği verilerine göre, Avrupa kıtasında hizmet sektörü öncülüğünde ekonomik büyüme hız kazanmıştır. IMF'nin ekim ayında yayınlanmış olan Küresel Ekonomik Görünüm raporuna göre, Avrupa kıtasındaki büyüme oranının 2024 yılında »0.8 ve 2025 yılında 41.2 olması beklenmektedir. Bu oranlar, artan reel ücretler sayesinde daha güçlü tüketimin yanı sıra, bu yıl para politikasının kademeli olarak gevşetilmesiyle birlikte finansman koşullarında rahatlama meydana gelerek yatırımların yükseleceği beklentisiyle desteklenmektedir. Bununla
birlikte, imalat sektöründe kırılganlığın devam etmesi, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde
toparlanmanın daha yavaş olduğuna işaret etmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 2024 yılında 02.8 olarak tahmin edilen büyüme oranının yavaşlayarak 2025 yılında »2.2'ye gerilemesi beklenmektedir. Avrupa kıtasından farklı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde mali politikalar kademeli olarak sıkılaşma yönünde adımlar atılırken ve soğuyan işgücü piyasasının tüketimi yavaşlatmasının etkisiyle, ekonomik büyüme oranlarında gerileme yaşanması beklenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nde para politikası ve mali duruşta önemli ölçüde sıkılaşmaya gidilmesi, iç talepte düşüşe ve ekonomik büyümede yavaşlamaya neden olmuştur. Politikadaki bu değişiklikle birlikte, enflasyon başta olmak üzere, ekonomik dengesizliklerin kademeli olarak azalmasına olanak sağlaması beklenmektedir. Enflasyon zorlukları halen devam etmekte olmasına rağmen Ar-Ge, dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 girişimlerine odaklanılması, Türkiye'nin önde gelen bir küresel ekonomi olma vaadini desteklemektedir. 2023 yılında »5.1 olarak gerçekleşen ekonomik büyüme oranının, TC Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan 2024-2026 yılı Orta Vadeli Programına göre 2024 yılında *43.5 ve 2025 yılında ise Y04.0 olacağı tahmin edilirken, IMF tarafından hazırlanan Küresel Ekonomik Görünüm (Ekim 2024) raporuna göre ise 2024 yılında 43.0 ile 2025 »2.7 oranında büyüme gerçekleşeceği öngörülmüştür. 183
Tablo 1 - Küresel Ekonomilerin GSYİH Büyüme Oranları (*»)
2022 2023 — 2024(T) 2025(T) 2026(T) 2027(T) 3.6 Dünya 2.9 33 3.2 Di 3.3 BZ Gelişmiş Ekonomiler 3.3 Avro Bölgesi 4.0 1.7 1.8 1.8 1.8 1.7 Gelişmekte olan Ekonomiler 5.5 Türkiye 04 0.8 VZ 1.5 14
44 4.2 4,2 42 , 4.0
5.1 3:0 2A 3.2 34
Kaynak: IMF (Ekim 2024), (T): Tahmin
Grafik 1 - Küresel Ekonomilerin GSYİH Büyüme Oranları (*6)
6,0 5,0 4,0 | B A1) 2,0
2022 2023 2024(T) 2025(T) 2026(T) 2027(T) Avro Bölgesi -— Dünya Gelişmiş Ekonomiler Gelişmekte olan Ekonomiler Türkiye
Kaynak: IMF (Ekim 2024), (T): Tahmin
1.1.2 Küresel Ticaret Dinamikleri Enflasyonun kalıcı etkileti ve yüksek enerji fiyatlarının arz — talep dengesi üzerinde yarattığı baskı nedeniyle 2023 yılında küresel ticaret hacminde küçülme gerçekleşmiştir. Buna rağmen pandemi sonrası yaşanan ekonomik şoktan sonra öngörülenden erken toparlama gösteren - küresel üretim ve ticaretin dikkat çekici derecede dirençli olduğu görülmektedir.
Enflasyon, özellikle gelişmiş ekonomilerde reel hane halkı gelirlerini azaltmış ve firmaların
kazançlarını daraltmıştır. Bu da ticari mallara olan talepte düşüşe neden olmuştur. Özellikle'— ,
Avrupa ülkelerinde ekonomi, Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle kesintiye uğrayan doğal gaz ithalatına olan bağımlılığı nedeniyle yüksek enerji fiyatlarından ağır darbe almıştır. Bu kapsamda, 2023 yılında dünya genelinde enflasyon ile mücadele çerçevesinde merkez 184
bankaları sıkı para politikası uygulamalarına yönelmiş ve faiz oranlarını son yılların en yüksek seviyelerine çıkartmıştır.
Dünya Ticaret Örgütü tarafından yayınlanan 2023 yılı raporuna göre, Avrupa kıtasında
ihracatta ve ithalatta sırasıyla »2.6 ve 4.7 oranlarında düşüş gözlemlenmiştir. Kuzey Amerika kıtasında ihracat hacminde 43.7 oranında büyüme, ithalatta ise 42.0 oranında düşüş gerçekleştiği, Güney Amerika kıtasında ihracat hacminde '41.9 oranında büyüme, ithalatta ise Y03.1 oranında düşüş gerçekleştiği kaydedilmiştir. Asya ülkelerinde her iki ticaret hacminin bir önceki yıl ile benzer oranlarda seyrettiği görülmektedir. Türkiye'de ise ithalat hacminde '40.3 oran ile 2022 yılına kıyasla değişim gözlemlenmezken, ihracat oranında 12.7 ile önemli ölçüde artış gerçekleştiği kaydedilmiştir.
İmalat malları ticaretinden farklı olarak geçtiğimiz yılda hizmet ticaret hacminde büyüme gerçekleştiği kaydedilmiştir. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) raporuna göre 2023 yılında hizmet
sektöründe 49 oranında genişleme gerçekleşmiş ve bu artışta en önemli faktör ise seyahat harcamaları olduğu kaydedilirken en düşük etkenin ise taşımacılık sektörü olduğu belirtilmiştir.
2024 yılı dünya ticaret dinamikleri, mevcut küresel gelişmeler, teknolojik yenilikler, jeopolitik
olaylar ve çevresel faktörlerin etkisi altında şekillenmektedir. Tedarik zinciri dönüşümü, dijital ticaretin yükselişi, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları, çevresel ve sürdürülebilir ticaret,
yeni ticaret anlaşmalarının imzalanması, küresel ekonomik koşullar bazı önemli ticaret
dinamikleri olarak görülmektedir.
Önümüzdeki yıllarda özellikle gelişmiş ekonomilerde enflasyonun düşüşe geçmesi ve reel
ücretlerde artış gerçekleşmesi öngörülerek, küresel ticaret hacminde büyüme beklenmektedir.
DTÖ'nün 2024 yıllık raporuna göre, mal ticareti hacminin 2024'te »2.6, 2025'te ise V3.3
oranına yükseleceği tahmin edilmektedir. Bununlav birlikte rtaporda, ülkelerin korumacı
ekonomik politika uygulamaya devam etmesi ve Orta Doğu ve Avrupa'da süregelen jeopolitik çatışmalar ise küresel ticaret aktivitelerini negatif yönde etkileyecek riskler olarak göz önünde bulundurulmaktadır. 185
Tablo 2 - Küresel Ticaret Hacmi Değişimleri (*4)
2020 2021 2022 2023 2024(1) 2025(D) B
Dünya Ticari Mal Ticaret Hacmi -3 9.6 3 -1.2 2.6 3.3
İthalat -4.7 86 2.3 -0.6 2.9 3
Kuzey Amerika -92. 64 38 3.7 3:6 SD -<
Güney Amerika ' -- 66 29 199 2.6 14
Avrupa -11 81 3.7. -2.6 1.7 2.8
Orta Doğu -6.5 -08 6.6 -1.6 3.3 2.2
Asya 06 131 04 041 34 3.4
İhracat -5.3 105 3.7 -1.8 2.3 3.6
Kuzey Amerika -52 119 5.7 -2 1 3.3
Güney Amerika -96 248 42 -3.1 2.7 3.4
Avrupa -712 - 8.8 6 -.7 0.1 3.1
Orta Doğu -97. 13.8 141 9.8 1.2 21
Asya - 105 -0.7 -0.6 5.6 4.7
Kaynak: DTÖ (2024), (T): Tahmin
1.1.3 Küresel Enflasyon Son yıllarda küresel boyutta yaşanan arz talep dengesi bozukluğu ile birlikte enerji fiyatlarının - artması, dünya çapında enflasyon krizine sebep olmuştur. Artan mal ve hizmet fiyatları ile faiz -
oranları, başta hane halkı reel gelirlerindeki düşüş olmak üzere işletmelerin maliyetlerinin
yükselmesinde ve dolaylı olarak tüketim ve yatırımların kısıtlanmasında önemli ölçüde rol oynamıştır. Fiyat istikrarının hedeflenen seviyeye ulaşması için henüz tüm engeller ortadan
kalkfnamış olsa da enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam edeceği öngörülmektedir.
IMF”'nin Ekim 2024 Küresel Ekonomik Görünüm raporuna göre 2023 yıl sonunda 46.7 olarak
gerçekleşen küresel enflasyon oranı, 2024 yılında »5.8'e vğ 2025 yıl sonunda ise V4.3'e gerilemesi beklenmektedir. Buna göre Gelişmiş Ekonomilerin '2024 ve 2025 yıllarında
enflasyon oranları sırasıyla »2.6 ve W1.9 olması tahmin edilirken, Gelişmekte Olan
Ekonomilerin 2024 yılında 47.9, 2025 yılında ise 45.9 oranına gerilğyeceği hesaplanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nde ise 2023 yılında *453.9 olarak gerçekleşen TÜFE oranının 2024 yıl
sonunda artarak *660.9'a yükselmesi, buna karşın 2025 yılında ise, son iki yıldır sıkı bir şekilde
uygulanmaya devam eden dezenflasyon politikaları sonucunda *432.9 oranına gerilemesi -
öngörülmektedir.
Yakın vadede enflasyon oranlarında beklenen gerilemenin özellikle enerji fiyatlarında yaşanan
büyük çaplı şoklar üzerinde rahatlama sağlayacağı tahmin edilirken, hizmet sektörü kaynaklı 186
enflasyonun yukarı doğru harekete devam edeöeği ve uluslararası ticaret üzerinde oluşan
baskılardan kaynaklı tedarik zincirinde yaşanması beklenen sıkıntıların ithal mal maliyetlerini artırma ihtimalini göz önünde bulundurarak uzun vade enflasyon öngörüleri sabit tutulmuştur.
Süregelen jeopolitik gerilimler sırasında emtia fiyatlarındaki yeni yükselişlerin potansiyel olarak tetiklediği enflasyonla mücadele sürecindeki daha fazla aksaklık, merkez bankalarının para politikasını gevşetmesini engelleyebilir ve bu da maliye politikası ve finansal istikrar açısından önemli zorluklara yol açabilir.
Gelecek dönemlerde enflasyonda hedeflenen oranlara yaklaşabilmek için politika karışımının
dikkatli bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Buna göre enflasyona yönelik yukarı yönlü
riskler barındıran ekonomilerde merkez bankalarının sıkılaştırıcı politikalara devam etmesi,
enflasyon verileri kalıcı düşüş sinyalleri veren ekonomilerde ise kademeli olarak para politikasında gevşeme uygulayarak finansal istikrarı yakalayıp ekonomik büyümenin desteklenmesi önerilmektedir.
Grafik 2 - Küresel Ekonomilerde Yıllık Enflasyon Oranı Değişimleri (*6)
m2022 M2023 M12024(7) M2025(7) M2026(T) M82027(T)
950
8,53
N 203 HL A ç97 H 195
AVRO BÖLGESİ GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLER
Kaynak: IMF (Ekim 2024), (T): Tahmin
1.1.4 Küresel İşsizlik Küresel işgücü piyasalarının, son yıllarda gerçekleşen tüm olumsuz ekonomik şoklara karşı direnç gösterdiği görülmektedir. Özellikle pandemi koşulları, iş piyasası ve çalışma şartları
üzerinde önemli ölçüde değişiklik yaratarak teknolojik adaptasyonu hızlandırmış ve dijital
dönüşüme zorunlu bir geçişe sebep olmuştur. İşgücü piyasası, pandemi sonrası artan küresel
ticaret arzına ayak uydurarak büyümüş, işsizlik oranları ise düşüşe geçmiştir. 187
Uluslararası Çalışma Örgütü 2024 yılı Dünya İstihdam ve Sosyal Görünüm raporuna göre,
2023 yılında 45.0 olarak gerçekleşen küresel işsizlik oranının 2024 yılında 44.9'a (Mayıs 2024, revizyon) gerileyeceği tahmin edilmektedir. 2024 yılında küresel işsizliğin, pandemi ve
sonrasında yaşanan enflasyonist dönemden önceki, 2019 seviyesinin altında kalacağı tahmin
edilmektedir. Bununla birlikte küresel veriler ayrıştırıldığında, istihdam oranlarının cinsiyete ve ülkelerin ekonomik konumlarına göre farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Özellikle . düşük gelirli ülkelerde erkekler için istihdam açığı '615.3 olurken, kadınlar için bu oranın YV022.8'e yükseldiği, yüksek gelirli ülkelerde dahi bu oranların erkeklerde 47.3 ve kadınlarda V09.7 seviyesinde farklılık gösterdiği görülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nde yüksek işsizlik oranları uzun süredir devam eden bir olgu haline gelmiştir. Ancak son yıllarda yakaladığı ekonomik büyüme, işgücü piyasasında pozitif yönde ilerleme kaydedilmesine ve istihdamın artmasında önemli rol oynamıştır. Kayıt dışılık önemli
— ölçüde azaltılmış olmasına rağmen, yüksek iş gücü vergileri ve düşük. ücretler, kayıtlı iş
yaratılmasını engellemektedir. IMF tarafından yayınlanan verilere göre Türkiye'de 2023 yılında 49.4 olarak gerçekleşen işsizlik oranı 2024 yılında 9.3, 2025 yılında ise Y9.9 — seviyelerine gelmesi beklenmektedir. Bununla birlikte kadınlar ve gençlerin iş gücü piyasasına
aktif katılımı hala düşük seviyelerde seyretmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre
2023 yılında 15 yaş üzeri erkeklerin istihdam oranı *665.7 olurken, ayni yaş grubu kadınlarda A
bu oran 31.3 olarak gerçekleşmiş, ayni tarihte işsizlik oranları ise erkeklerde 7.7,.
kadınlarda ise »n12.6 seviyelerinde seyrettiği görülmektedir.
Grafik 3 - Küresel Ekonomiler İşsizlik Oranları (*»)
16,0
14,0
12,0
10,0
8,0
6,0
4,0
20 |
0,0 ee
—— Gelişmiş Ekonomiler — —— Avro Bölgesi — ——— Türkiye — ——— (nited States Kaynak: IMF (Ekim 2024), (T): Tahmin 188
Tablo 3 - Türkiye Cumhuriyeti