CEZA (DEĞİŞİKLİK) YASA ÖNERİSİ Y.Ö.NO:45/2/2023
CEZA (DEĞİŞİKLİK) YASA ÖNERİSİ Y.Ö.NO:45/2/2023
- Referans
- Y.Ö.NO:45/2/2023
- Yayım
- Gazete
- Sayı 177, Ek VI
- Kurum
- Cumhuriyet Meclisi
Metin otomatik okundu.Harf hataları olabilir; bağlayıcı olan resmî PDF'teki metindir.
Y.Ö.No:45/2/2023) Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün 85'inci maddesi gereğince Resmi Gazete'de yayımlamak suretiyle
halkın bilgisine sunar, gerçek ve tüzel kişilerin, doğrudan doğruya Yasa
Önerisinin içeriği ile ilgili olmak koşuluyla, görüş ve önerilerini, Önerinin
Resmi Gazete'de yayımlanmasını izleyen yirmi gün içinde Meclis Başkanlığına yazılı olarak sunabileceklerini düuyuruür.
(391) 392
CEZA (DEĞİŞİKLİK) YASA ÖNERİSİ
GENEL GEREKÇE
İngiliz Sömürge İdaresi döneminde yürürlüğe giren Fasıl 154 Ceza Yasası, birçok hükmü
açısından günümüz moderm hukuk devletlerinin insan hakları alanında ulaştığı noktanın çok gerisinde kalmıştır. Çıkış noktası Kraliçe'yi, Kraliçe'nin Birleşik Krallık Hükümeti'ni ve Koloni Hükümeti'ni korumak olan ve “müfsit niyet” (yıkıcı niyet) gibi kavramları içeren bazi düzenlemelerin sınırları ne kadar 2007 yılında yapılan değişikliklerle önemli derecede daraltılmışsa da, günümüzde bu kavramların Ceza Yasası içerisindeki sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Özellikle siyasi makamlara karşı Müfsit niyetle yapılan yayınları bir suç olarak nitelendiren
bu ceza düzenlemeleri, baskıcı zibniyetlerin elinde düşüncelere karşı kullanılma tehlikesi taşımakta ve bu nedenle düşünce özgürlüğü açısından ciddi anlamda bir tehdit oluşturmaktadırlar, Anglo — Sakson Hukuk Sisteminden adaptasyon yoluyla hukuk sistemimize dâhil olan ve “aşağılama” “küçük düşürme' gibi değer yargılatı üzerinden ifade edilen bu hükümlerin hedefinde, özellikle devletin ve/veya hükümdarın bekasına yönelen
muhalif düşünceler yer almaktadır. Halbuki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM)
uyguladığı ölçütlerden en önemlilerinden biri, hakaret içerdiği iddia edilen düşünce açıklamalarının olgusal temellere sahip olup olmadığıdır. AİHM bilhassa politik eleştirilerin, gazetecilik faaliyetlerinin ve kamu yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sunan görüşlerin topluma sunulmasında ve basın özgürlüğünün kullanıldığı ve kamuyu yakından ilgilendiren konularda gerçekleşen tartışmalarda, salt hakaret veya sebepsiz kişisel saldırı eşiği yüksek tutulmaktadır. Bunun amacı her türlü kaba ve aşağılayıcı ifadeyi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmek değil, politik eleştirilerin devletler tarafından cezalandırılmasını engellemektir.
AİHM kararları göstermektedir ki, kişinin siyasi sorumluluğunun artması ile birlikte siyasi eleştiriye katlanma yükümlülüğü de artmaktadır ve demokrasi ancak bu yolla ilerlemektedir. AİHM içtihatlarında Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunun insan haklarını ihlal ettiğini ısrarlı
bir şekilde vurgulamaktadır. AİHM ifade özgürlüğünün kapsamını 07/12/1976 tarihli 5493/72 başvuru numaralı Handyside v. Birleşik Krallık karatında şöyle açıklamıştır:
“İfade özgürlüğü, 10. maddenin sınırları içinde, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen “haber' ve “düşünceler için değil, ama ayrıca devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık
fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz.”
Özel olarak siyasetçiye hakaret edilmesi konusunu ilk kez 1986 tarihli Lingens v. Avusturya
davasında incelenmiştir. Avusturya Mahkemeleri, Lingens'i, başbakana hakaret ettiği gerekçesiyle para cezasına mahkum etmiştir. AİHM, ifade özgürlüğünün sözleşmenin 10 (2) fıkrasının sınırları içinde, yalnızca hoşa giden veya ilgilenmeye değmeyen ifadelerin değil, rahatsız edici, çarpıcı, sarsıcı ifadelerin de koruma altında olduğuna değinmiştir. Mahkeme ayrıca gazetecilerin her alandaki bilgi ve fikirleri halka iletmek gibi bir görevi, halkın da bilgi edinme hakkı bulunduğunu vurgulamaktadır. Basın özgürlüğü, aynı zamanda siyasi kişiliklerin düşüncelerini ve faaliyetlerini eleştirme, kamuoyunda tartışma yaratma imkanı verir ki, bu da demokratik toplumun en önemli 393
unsurudur. Bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin sınırı, sıradan bir vatandaşa yöneltilen
eleştirilerin sınırlarından çok daha geniştir. AİHM içtihadı sarf edilen hakaret içerikli ifadeler
konusunda, devlet başkanlarının diğer insanlardan daha ayrıcalıklı tutulamayacağını hiçbir şüpheye bırakmayacak bir şekilde öngörmektedir. Buna dair yaklaşımını 25/06/2002 tarihli ve 51279 başvuru numaralı Colombani ve Diğerleri v. Fransa kararında dile getirmiş “devlet başkanlarına yönelik özel bir korumanın' gereksiz olduğunu belirtmiştir. AİHM'in Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile ilgili Türkiye hakkında vermiş olduğu 2005
tarihli Pakdemirli v. Türkiye kararı da bulunmaktadır. AİHM dava konusu ifadelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve diğer kararlarından farklı olarak ifadenin gerçekten de hakaret içermesi halinde dahi, devletin verilen cezanın orantılı ve ölçülü olmasına dikkat etmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Mahkeme Colombani davasında olduğu gibi, Cumhurbaşkanının özel bir mevzuat ile korunmasını ve mağdurun Cumhurbaşkanı olması dolayısıyla sanığın daha fazla ceza almasını haksız bulmuştur. Hülasa, AİHM ifade özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesi noktasında her şeyden önce ifadenin ortaya çıktığı somut koşulları incelemekte; daha sonrasında mağdurun politik bir şahsiyet olmasına vurgu yaparak, sıradan vatandaşa göre eleştirilere katlanması yükümlülüğünün çok daha fazla olduğun belirmektedir. Mahkeme ifadelerin provokatif, kaba, rahatsız edici, şok edici olmasını olağan kabul etmektedir. Demokratik hukuk devletlerinde artık kişilerin nefret söylemi ve yakın zamanlı şiddet tehdidi dışındaki ifadelerinin “ceza yargısı” içinde değerlendirilmesini gereksiz bulduğunu ifade edilmektedir. Siyasi kişiliklerin özellikle devlet başkanlarının ve Cumhurbaşkanlarının siyasi sorumlulukları ve cevap verme araçlarının genişliği göz önünde bulundurularak kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı daha hoşgörülü olması gerektiği belirtilmektedir. Tüm yukarıdakiler ve AİHM kararları doğrultusunda, şiddete teşvik ve nefret suçları haricinde ifade özgürlüğünü kullanan kişilere cezai yaptırım uygulanmaması gerektiği modern demokrasilerde genel kabul görmektedir. Bu bağlamda, Fasıl 154 Ceza Yasası'nın 51. Maddesi ile Şiddeti Teşvik Etme suçunun düzenlenmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, müfsit niyetli yayınlar ile ilgili maddenin yeniden düzenlenmesi ve sınırlarının daraltılması gerekmektedir.
Bu Yasa Önerisinde ayrıca Ceza yasasının 59. Maddesi uyarınca kişilerin sadece tasarrufunda kitap veya benzeri yayın bulundurmasının suç kapsamından çıkarılması da hedeflenmektedir. “Salihoğlu v. Türkiye” kararında AİHM, sadece yayın bulundurmaktan ötürü bir kimsenin mahkum edilmesinin, AİHS'nin 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne ve haber alma özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kanaatindedir. AİHM, salt yayın
bulundurmanın suç teşkil etmeyeceği kanaatine vardığını not etmektedir. Tasarrufun 59. madde kapsamından çıkarılması ile paralel olarak 60.,maddeden de tasarruf ile ilgili kısımlar çıkarılmıştır.
Bu Yasa Önerisi son olarak Ceza Yasasının Dördüncü Kısım, Altıncı Bölümünde yer alan Zem ve Kadih suçu ile ilgili düzenlemeleri kaldırmayı da içermektedir. — İnsan Hakları
Komitesi, 102. Oturum, Cenevre, 11-29 Temmuz Genel Yorum No:34'te taraf devletlere, hakareti suç kapsamından çıkarmayı göz önüne almaları ve her hâlükârda cezai yaptırımın yalnızca en ciddi hallerde uygulanması, hapsin de bu tür durumlarda hiçbir zaman uygun bir cezalandırma olmadığı şeklinde tavsiyede bulunmuştur. Yürürlükte olan Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasası ile günün şartlarına uygun bir şekilde yorumlanacak şekilde zem ve kadih ile ilgili tazminat davası açma imkanı olduğu cihetle yeni herhangi bir düzenlemeye de ihtiyaç duyulmamaktadır. 394
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) KKTC iç hukukunun önemli bir parçasıdır ve
Anayasa Mahkemesi D.3/2006, D. 3/2015, D2/2016 sayılı kararlarında Sözleşmenin
statüsünün yasa kurallarının üzerinde olduğunu teslim etmiş ve AİHM içtihat ve ilkelerinin
temel hak ve özgürlüklerin yorumlanması ve düzenlenmesinde bu sözleşmeye uygun düzenlenmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Devamla, Yargıtay/Ceza D.1/2001 sayılı kararda
Yüksek Mahkeme basın özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne ilişkin İngiliz koloni döneminden kalan yasaların ilkel kaldığı ve AİHS temelinde çağdaşlaştırılması
gerekliliğine vurgu yapmıştır. Özgürlüğünü düzenleyen 24. Maddesi de sahiptir; kimse, düşünce ve kanaatlerini KKTC Anayasa'sının Düşünce, Söz ve Anlatım açıkça “herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne açıklamaya zorlanamaz. Düşünce suçu yoktur” düzenlemesini yapmıştır. Anayasamız; ifade özgürlüğünü bir çok değişik madde ile koruma altına almış ancak AİHS'den de farklı olarak basın özgürlüğüne özel bir önem verip özel bir düzenleme de yapmıştır. Yine KKTC Anayasası düşünce ve kanaat özgürlüğü hakkı dışında ifade özgürlüğünü de özel
düzenlemeler ile güvence altına almaktadır.
Madde i. MADDE GEREKÇELERİ
Madde 2, Yasanın kısa ismi düzenlenmiştir. Madde 3. Madde 4, Genel gerekçede detaylı açıklanan sebeplere istinaden Esas Yasada yer alan Madde 5. “Müfsit Niyetin Tanımı ve İyi Niyet” yan başlıklı 48'inci maddenin (a) Madde 6. fıkrasının kaldırılması ve (d) fikrasının değiştirilmesi suretiyle yeniden
düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Genel gerekçede detaylı açıklanan sebeplere istinaden Esas Yasada yer alan “Tasarrufunda Yasa Dışı Cemiyete Ait Müfsit ve Propaganda Niteliğinde Yayınlar Bulundurmak” yan başlıklı 59'uncu maddenin yeniden
düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Genel gerekçede detaylı açıklanan sebeplere istinaden, Esas Yasanın “Tutuklama ve Zapt Etme Yetkisi” yan başlıklı 60'ıncı maddesinin 59'uncu maddedeki düzenlemelerle uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi
amaçlanmıştır.
Esas Yasanın Dördüncü Kısım, Altıncı Bölümünün tümünün ve dolaysıyla da 194'üncü, 195'inci, 196'ncı, 197'nci, 198'inci, 199'uncu, 200'üncü, 201'inci ve 202'nci maddelerinin kaldırılması amaçlanmıştır.
Yasanın yürürlüğe girişini düzenlemektedir. Kısa İsim 395 Fasıl 154 CEZA (DEĞİŞİKLİK) YASA ÖNERİSİ 3/1962 43/1963 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki 15/1972 20/1974 Yasayı yapar: 31/1975 1., Bu Yasa, Ceza (Değişiklik) Yasası olarak isimlendirilir ve aşağıda 6/1983 “Rsas Yasa” olarak anılan Ceza Yasası ile birlikte okunur. 22/1989 64/1989 2. (1) — Esas Yasa, 48'inci maddesinin (a) fıkrası kaldırılmak 11/1997 20/2004 suretiyle değiştirilir. 41/2007 20/2014 (2) — Esas Yasa, 48'inci maddesinin (d) fıkrası kaldırılmak ve 45/2014 yerine Aaşağıdaki yeni (d) fıkrası konmak suretiyle 14/2020 değiştirilir: Esas Yasanın “(D) — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin adalet ve 48'inci Maddesinin yargı yönetimini aşağılamayı veya küçük Değiştirilmesi düşürmeyi amaçlayan bir niyeti anlatır.” Esas Yasanın 59'uncu 3, Esas Yasa, 59'uncu maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 59'uncu madde konmak suretiyle değiştirilir: Maddesinin “Yasa Dışı 59. Bu Yasanın 63'üncü maddesinde yasa dışı olduğu Değiştirilmesi
Cemiyete — belirtilen fiillerden herhangi birini savunan veya teşvik
Ait Müfsit eden veya yasa dışı bir cemiyet tarafından veya adına
ve veya menfaatine yayınlanan veya yayınlandığı görülen
Propagan- — herhangi bir kitap, dergi, broşür, afiş, bildiri gazete,
da mektup veya yayınlandığı görülen herhangi bir belge
Niteliğin- — veya yazıyı basan, yayımlayan, satan veya satışa arz
de eden veya posta ile gönderen herhangi bir kişi, ağır bir
Yayınları — suç işlemiş olur ve üç yıla kadar hapis cezasına
Basmak ve çarptırılabilir ve mahkum olmasına neden olan kitap,
Yaymak dergi, broşür, afiş, bildiri, gazete, mektup veya yazı
müsadere edilebilir,” 396
Esas Yasanın 4. Esas Yasa, 60'ıncı maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 60/'ıncı 60'ıncı madde konmak suretiyle değiştirilir: Maddesinin Değiştirilmesi “Tutukla- 60. Bir Polis Kumandanı veya Kumandan muavini veya bölge sorumlusu Polis Müfettişi veya bunların ma ve yetkilendirdiği bir Polis astsubayı veya eri, içinde yasa dışı bir cemiyetin veya böyle bir cemiyet üyelerinin Zapt Etme veya bu Yasanın 63'üncü maddesinde yasa dışı olduğu
Yetkisi belirtilen fiillerden herhangi birinin işlenmesini
savunan veya teşvik eden kişilerin toplantı yapmakta olduğuna inanması için makul bir sebebi bulunduğu herhangi bir ev, bina veya yere müzekkeresiz ve yardım alarak veya almayarak, girebilir ve orada
bulunan herhangi bir kişiyi tutuklayabilir.”
Esas Yasanın 5. Esas Yasa, Dördüncü Kısımın altında yer alan Altıncı Bölüm “Zem ve Dördüncü Kadih” başlık ve bu bölüm altında yer alan 194'üncü, 195”*inci, 196'ncı, Kısmının Altıncı 197'nci, 198'inci, 199'uncu, 200'üncü, 201'inci ve 202'nci maddeler Bölümü ve Bu Bölüm Altında Yer kaldırılmak suretiyle değiştirilir. Alan 194'üncü, 195'inci, 196'ncı, 197'nci, 198'inci,199'uncu, 200'üncü, 201'inci ve 202'nci Maddelerin Kaldırılması
Yürürlüğe Giriş 6. Bu Yasa, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten başlayarak yürürlüğe
girer. 397
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Ulusal Birlik Partisi Girne Milletvekili Sayın Hasan Küçük'ün Sunmuş olduğu, Geçici
Personel Görev, Yetki, Hakları, Yükümlülükleri, Aylık ve Ödenekleri ve Diğer Özlük İşleri Yasa Önerisini (